Uğur Dündar'dan müthiş açıklamalar!

Uğur Dündar'dan müthiş açıklamalar!


Zenginleşmelerini Fenerbahçe adıyla paralel götüren, kulübün büyüklüğünden yararlanan bazı isimler şimdi ürkek ve çekingen davranıyor diyerek yönetimdeki isimleri eleştiren Fenerbahçe Kulübü Yönetim Kurulu eski üyesi Uğur Dündar SPORTİVİ'ye anlattı.

Uğur Dündar, şike davasından, genel kurula, Aykut Kocaman'dan, 58. maddeye kadar her şeyi SPORTİVİ'den Şeyda İpek Baykal’a anlattı...

Ş.B: Türk futbolu adına nasıl bir sezon geçiyor?


U.D: Türk futbolu adına çok talihsiz bir yıl geçiyor. Futbola gönül verenleri bile futboldan soğutacak istikrarsız bir yıl..Sonu belirsiz bir sezon. Keşke böyle bir süreç yaşanmasaydı.

Ş.B: Türkiye play-off sistemine ayak uydurabildi mi?

U.D:  Bilim adamları böyle bir abukluğu laboratuvar ortamında yaratmak isteselerdi herhalde federasyon kadar başarılı olamazlardı. Bunun için federasyonu ünlem işaretleriyle kutluyorum.

"Markus Merk MHK'da görev yapmalı"

Ş.B: Şike ve play-off sistemi kadar tartışılan bir konu da hakem kararları. Sizce kimler düdüğünü asmalı?

U.D: Katı konuşmamak gerekir. Merkez Hakem Kurulu Başkanı Yusuf Namoğlu'nun hakemleri ekranda eleştirmesi, kapalı kapılar arkasında konuşulması gerekenleri milyonların önünde konuşması ve bazı hakemleri hedef göstermesi bana göre yanlış. Zaten bizim hakemlerimizin özgüven eksikliği var. Namoğlu'nun hakemleri milyonların önünde eleştirmesi özgüveni eksik olan hakemlerin hata yapma olasılığını arttırıyor. Bunlar kapalı kapılar arkasında olmalı.  Öyle hakemler var ki ne kadar şans verseniz de ondan üst düzey bir hakem çıkmayacağı her düdük çalışında belli oluyor. Bu hakemler üzerinde ısrar etmek anlamsız. Futbolda liglerin kaderini yanlış düdük çalan hakemler belirlememeli. Verdikleri kararlardan dolayı onları hırpalamamak lazım, ama onlar da kendilerini hırpalattıracak hataları tekrarlamamalı... Markus Merk, çok değerli bir hakem, taraf tutmuyor, objektif yorum yapıyor.  Bence MHK içinde görev yapmalı ve deneyimlerini Türk hakemlere aktarmalı, paylaşmalı...

"Avrupa‘da yetişen futbolcuları Milli Takım'a çağırıp övünmenin hiç bir anlamı yok"


Ş.B: Türkiyede yıldız futbolcu yetişiyor mu?


U.D: Almanlar, Fransızlar, Avusturyalılar, İsviçreliler nasıl yıldız Türk futbolcu çıkarıyor, biz bu kadar potansiyele rağmen yıldız futbolcu yetiştiremiyoruz. Neden son yıldız futbolcu Arda Turan'dır?
Oğuz Çetin farklı federasyon yönetimlerinde yıllarca 2'nci isim olarak görev yaptı. Çetin'in 2'nci isim olarak federasyonda görev yapmasını gerektiren bir teknik direktörlük başarısı olduğunu hatırlamıyoruz. Yıllarca kritik görevler yapmış Çetin'in ayrılır ayrılmaz kapışılması gerekmez miydi?  Ama o zor durumda olan kulüpler tarafından bile istenmeyen bir isim.  Alt yapıya önem veren bir teknik direktör olduğuna inanmıyorum... Böyle düşünürsek, Milli Takım'a gelecek vaadeden futbolcu diye çağırdıkları isimler kendi takımlarında futbol oynayamıyor.  Alt yapıya önem verilmeli ki yıldız futbolcular yetişsin. Avrupa'da yetişen futbolcuları Milli Takım'a çağırıp övünmenin hiç bir anlamı yok...O futbolcuları yetiştiren ülkelerin federasyonları övünmeli... Alt yapıya önem vermiyoruz ama yurtdışından milyon dolar ödeyip futbolcu alıyoruz.

Ş.B: Fenerbahçe taraftarı olarak 3 Temmuz sabahı şike operasyonuyla uyanınca neler hissettiniz?


U.D: Çok şaşırdım, şok oldum... Operasyonu yapan emniyet yetkililerini bile rahatsız eden, gözlerini yaşartan yargısız infazlar yaşandı..

Tabii ki durduk yere bir operasyon yapılmaz.. Aziz Yıldırım'ın kimlik tespit fotoğrafının medyada çarşaf çarşaf yayınlanmasını sağlayan, fotoğrafı sızdıran kişiler bu operasyonu yapan emniyet şeflerinin, polis şeflerinin bile gözlerini yaşartmıştır.

Medyadan Fenerbahçe'yi, Aziz Yıldırım'ı sevmeyenler olabilir. "İntikam günü geldi kalemimizi intikam için kullanalım" diye düşünmüş olabilirler. Aziz Yıldırım, henüz savunma yapmadı bekleyelim bakalım ne diyecek? Yıldırım "Ben öyle bir savunma yapacağım ki bize karşı yapılan suçlamaların ne kadar yersiz olduğunu görecekler" diyor. Bekleyip göreceğiz....

"Bayraktar, Trabzonspor'dan sorumlu bakan olmalı"

Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan koyu bir Fenerbahçe taraftarıdır. Ama Sayın Başbakan sürecin başından itibaren bu konuyla ilgili yorum yapmaktan özenle kaçınmıştır. Bu ülkeyi yöneten hükümetin başı konuya bu kadar hassas yaklaşırken, kalkıp aynı hükümette görev yapan Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar'ın "Trabzonspor için ince ince hesaplar yapıyoruz" açıklaması bana göre çok büyük bir talihsizliktir. Bu sözler yenilir yutulur sözler değil. Özür dilemek yetmez..Bayraktar'ın bundan sonra yapması gereken bakanlık Çevre ve Şehircilik Bakanlığı değil. Trabzonspor'dan Sorumlu Devlet Bakanlığı'dır.

Ş.B: Trabzonspor'dan da Bayraktar'a destek geldi...

U.D: Trabzonspor'un cephesinin Bayraktar'ın bu sözlerine sevinmesi, desteklemesi gayet doğal ancak taraftarlar sevinebilir ama yöneticilerin daha serin kanlı davranması gerekiyordu. Yöneticilerin bakanın açıkça taraf belli etmesini eleştirmesi gerekirdi.

Ş.B: Sizce Mehmet Ali Aydınlar bu süreci nasıl yönetti?

U.D:
Kriz yönetiminde Mehmet Ali Aydınlar’ın sınıfta kaldığını düşünüyorum. Ancak suç sadece Aydınlar'ın değil. Kendisini doğru yönlendirmeyen kurmayları var. Aydınlar, kameraların önünde yaptığı açıklamaları 2 gün sonra kameraların önünde tekzip etti. Çelişkili ifadeleri var... Böyle çelişkilerle dolu ifadeleri olmasaydı UEFA belki bu kadar katı davranmayacaktı. UEFA'nın aldığı kararda federasyonun bu tutumunun pay sahibi olduğuna inanıyorum.

Ş.B: Sizce Fenerbahçe yönetimi ne kadar kulübünün arkasında durdu?


U.D: Ben bazı yöneticilerin bu kritik süreçte sergiledikleri davranışlardan sonra sözde Fenerbahçeli olduklarını düşünmeye başladım. Büyümelerini, zenginleşmelerini, Fenerbahçe adıyla parelel götüren,  kulübün büyüklüğünden yararlanan bazı isimler şimdi ürkek ve çekingen davranıyor. Kulübünün arkasında durmuyor. Aziz Yıldırım kenara çekilince geriye sadece Ali Koç, Yasemin Merçil, Vedat Olcay ve Ünal Uzun gibi isimler kaldı. Yönetimdeki bazı isimler, Türkiye'nin en  güçlü, en büyük şirketlerinin sahibi oldukları halde kulüp para sıkıntısı çekiyor açıklamaları yapıyorlar. Kulübü kendi kaderiyle başbaşa bırakan bir yönetim anlayışı var. Takıma sahip çıktığı için Aykut Kocaman'a teşekkür etmek istiyorum. Kocaman, bu sezon sadece hocalık yapmadı. Yönetim kurulunun yapması gerekeni yaptı. Kan kusuyor ama kızılcık şerbeti içtim diyor. Aykut hocayı geleceğin en güçlü başkan adaylarından biri olarak görüyorum. Onu her maçtan önce arayıp başarılar diliyorum. Maç kötü geçse bile tebrik ediyorum. Yönetim bile benim kadar ilgi göstermiyordur...

"Bienvenu futbolu Fenerbahçe'de öğreniyor"

Ş.B: Transfer dönemi başladı ama henüz bir hareketlilik yok...

U.D: Semih ve Bienvenu'yu topladığınızda bir tane santrafor etmiyor. Acil bir transfer yapılmalı. Kadroda Emenike de olsaydı, Fenerbahçe Avrupa'da şampiyonluk kazanırdı. Lugano yok ama onun yerine Serdar Kesimal geldi.  Serdar'ın önümüzdeki sezon Lugano'yu bile aratmayacağına inanıyorum. Semih gayret sarfediyor ama geldiği yer belli. Bienvenu sanki futbolu Fenerbahçe'de öğreniyor. Acil  iyi bir santrafor alınmalı.
"Kötü gününde de dostum Aziz Yıldırım'ın yanındayım"

Ş.B: FB Başkanı oturup kalktığı insanlara dikkat etmeli diye bir açıklamanız vardı...


U.D: Mehmet Ağar, tapelerde bana yönelik olarak, benim Ahmet Çarkın ile yaptığım röportajlarda Susurluk Çetesi'nin ortaya çıkartılıp ceza almasını sağlamak ve faili meçhul cinayetleri ortaya çıkartmak için yaptığım röportajlardan çok rahatsız olduğunu ve Aziz Yıldırım'a "Benim adım o haberlerde geçmesin" diye istekte bulunduğu çıktı. Ancak Yıldırım, Ağar' ın bu isteğini bana iletmedi. Ben de Fenerbahçe Başkanı'nın iddianamede adı geçen kişilerle bir arada olmaması gerektiğini söyledim.

Ş.B: Bu açıklamanızdan sonra Aziz  Yıldırım'ı ziyaret ettiniz mi?

U.D: Evet ziyaret ettim ama soruşturmanın içeriğiyle ilgili konuşmadık. İyi günde olduğu gibi kötü günde de dostumun yanında olmak istediğim için ziyaret ettim...

Ş.B: Sizce 58.madde değişmeli mi?

U.D: Fenerbahçe yönetimi ve taraftarı değiştirilmesini istemiyor bana göre de değiştirilmemeli. Ortada bir suç varsa cezası çekilmeli. Kimseye ayrıcalık yapılmasın. Aziz Yıldırım da böyle bir yasal korunma zırhına bürünmek istemiyor. "Ben hesabımı rahatlıkla vereceğim" diyor. Yargı sürecini bekleyip göreceğiz..Yıldırım'ı içerden çıkarma operasyonu olarak algılanması Yıldırım'ı da rahatsız ediyor...Tüm Türkiye söyleyeceklerine kulak vermeli...

Ş.B: Aziz yıldırım istifa eder mi?


U.D: Buna karar verecek olan Aziz Yıldırım ve Fenerbahçe kongresidir.

Ş.B: Mayıs ayında genel seçim var. Sürpriz bir sonuç çıkar mı? Siz başkan olarak kimi görmek istersiniz?

U.D: Başkan varken yeni başkan arayışına girmek doğru değil.  Aziz Yıldırım  "yokum" derse benim görmek istediğim başkan adayı Ali Koç'tur. Geleceğin başkan adayı da Aykut Kocaman'dır...

Ş.B: Sizce Fenerbahçe'nin ligdeki durumu nasıl?


U.D: Yaşanan kritik günlere rağman başarılı buluyorum.

"Galatasaray ve Türk futbolu için Aysal'ın başkan olması bir şanstır"

Ş.B: Türk futbolundan neler bekliyorsunuz?

U.D: Galatasaray Başkanı Ünal Aysal'ın bu kritik süreçte Fair Play'den yana bir tavır sergilediğini düşünüyorum. Her ne kadar bazı yöneticiler bu çizgiye yaklaşamasalar bile Aysal'ı farklı bir yere koyuyorum. Galatasaray ve Türk futbolu için Aysal'ın başkan olması bir şanstır. Futbolda rekabet olabilir ama düşmanlık olmamalı. Galatasaray, Beşiktaş, Trabzon ve Fenerbahçe güçlü olmazsa Türk futbolu güçlü olamaz. Bütün yöneticiler sağ duyulu hareket etmeli ve üzerine düşeni yapmalı. Dostluk mesajlarının verilmesi gereken bir dönemde bazı yöneticiler günlük hesaplar peşinde koşuyor... Sanki herkes sütten çıkmış ak kaşık. Herkes önce aynada kendine bir baksın...

Facebook Twitter Friendfeed